Ateş Kuşlarının Yolunda Devrime Yürüyoruz

“…Sen yürürsün rüzgar yürür
….
Ve tanrılar kalır önünde

Ne beyler ne krallar
Seninle yazılır en büyük destan
En güzel tarih seninle başlar…” (Adnan Yücel)

“Tarih, sınıf mücadeleleri tarihidir,” der Marx ve Engels. Tarihe yön vermek isteyenlerin, tabur tabur savaşanların, barikatları savunanların, diz çökmeyenlerin, ayaklanmaların en önünde devletleri zemininden sarsanların, varoş mahallelerde yoksul hanelerdeki isyanı dalga dalga merkezlere taşıyanların, patriyarkaya sokakları dar eden kadınların, bilcümle hayatını adamış ölümsüzlerimizin ayak izlerine bakıyoruz bu 9 Mayıs’ta da.

“Bütün iktidar Sovyetlere!” diyerek Rusya’da devrimi gerçek kılan Bolşeviklerden Paris Komünarlarına, Demokratik Almanya Cumhuriyeti deneyimini yaratanlardan Latin Amerika diktatörlüklerine karşı savaşan gerillalara Dünya’nın dört bir yanında tarihimiz bizlere haykırıyor: “Devrim mümkün yoldaşlar.” Coğrafyamız ise isyanlar yüklü: Şeyh Bedrettinler, Börklüceler, Thomas Müntzerler ve daha niceleri… Bir tarafta Osmanlı’ya karşı halk isyanları, bir tarafta sosyalist-komünist mücadelenin tohumlarını atan Doktor Hikmetler, Mustafa Suphiler, Zabel Yesayanlar adım adım Türkiye devriminin yollarını döşediler. ‘68 Devrimci gençlik hareketi ülke devrimciliğinde sıçrama yaratırken 15-16 Haziran başkaldırısı, gençlik dinamizminin sınıfsal kimlikle buluşup şehir merkezini kuşattığı bir momentumu yarattı. Tarih 1971’i gösterdiğinde ise Denizler THKO, Mahirler THKPC, İbrahimler TKP-ML ile ülkede gelişen devrimci sıçramaları devrimci bir kopuşa taşıdılar. Düzen içiliğe, pasifizme, reformizme ve Marksist-Leninist ideolojinin devrim tahayyülünden kopuk yorumlarına karşı kökleri bu topraklardan hiç silinmeyecek bir mücadele anlayışı geliştirdiler. Her biri, farklı stratejilerin zemininde Türkiye devrim mücadelesinde ortak tarihsel kopuşun önderleri oldular.

‘71 Devrimciliğinin yol göstericiliği Orhan Yılmazkaya’da ülkede halk isyanlarının özgüllüklerinin tahlilleriyle buluşunca 2010 başka bir atılım çizgisine sahne oldu. Sermaye düzeni ve devleti ile amansız bir kavganın önderleri, neferleri, tarihimizin ayak izleri ölümsüzlerimiz bugüne taşınan atılım ve kopuş çizgisinin tarihsel “hafızasını” oluşturdular. Bugün ise Ulaş Bayrakoğlu tarihe bir ulaşı, bir güncel atılım ve kopuş çizgisini daha ekledi. Zafere dair netliği, yoldaşlığa inancı ve mücadeleye bağlılığı Türkiye devrimine ilişkin koymuş olduğu temel stratejinin mayası olmuştu.

Ulaş Bayraktaroğlu, devrimi anda gören, devrimciliğin ana müdahale olduğunu bilen ve geleceği bugünden inşa eden bir önder olarak zafere doğru yürüyüşümüzde pusulamızdır.

Önderliğindeki atılım ve kopuş çizgisinin yarattığı devrimci değerler ve birikimler parti yürüyüşümüzde bize yol göstermektedir. O çizgi, Türkiyeli devrimcilerin enternasyonalizm çizgisidir. Kürt halkı ve onun özgürlüğü ile kurulan kader birliğinin çizgisidir. Sınıf mücadelesinin her aracının meşruluğunun ve zorunluluğunun çizgisidir. Bu anlamda Bedrettin Akdeniz, Mahir Arpaçay, Aziz Güler, Eylem Ataş, Michael Israeli, Muzaffer Kandemir, Özge Bali, Asiye Özlahlan, Yusufbaş Akay, Cenk Kılagöz, İbrahim Tufan Eroğluer, Gökhan Taşyakan, Görkem Tuğal, Hüseyin Cem Özdemir, Mustafa Barış Kalafat, Göze Altunöz, Yasin Aydın, İbrahim Turgut, Hakan Yılmaz ve onların siper yoldaşları devrimciliği, fedakarlığı ve inancı bizlere adanmış yaşamlarıyla öğretmektedirler.

Bugün Güney Kürdistan’da yürütülen işgal saldırısında, Türkiye’de kurulan ablukalarda, kadın düşmanlarının her saldırısında, gençliğin geleceğine koyulan ipoteklerde, işçi sınıfına reva görülen her şeyde Kürt halkının özgürlük ısrarından, halkların faşizme karşı dövüşme kararlılığından, kadınların yarattığı feminist dalgadan, gençliğin büyüyen devrimci dinamiğinden, işçilerin artan grevlerinden ve hak arayışlarından, ölümsüzlerimizden ve onların yaşamlarından güç alıyoruz, alacağız.

AKP-MHP faşizminin ve bütün egemenlerin korktuğu yoldaşlarımıza sıkı sıkıya bağlıyız. Zaferi onların adanmışlıklarında buluyoruz. Ayaklarımızı onların yarattığı zemine basıyoruz. Daha kararlı mücadele edeceğimizin sözünü bir kez daha veriyoruz.

Devrime adanmış yaşamlar, ölümsüzlerimiz yol gösteriyor. Kazanacağız.