Devrimci Parti: Erdoğan’dan seçim sandığı bekleyenlerin bulacakları, cenaze sandıklarıdır.

17 Nisan gecesi Türkiye, Irak’ın kuzeyinde bulunan Güney Kürdistan’da Zap, Avaşin ve Metina bölgelerine yeni bir işgal saldırısı başlattı. AKP-MHP faşizminin geçen yıl aynı tarihlerde başlattığı saldırının sonuçları Türkiye halklarına yoksulluk, kan ve ölümden başka hiçbir şey getirmemişken yeniden yapılan bu operasyon da aynı sonuçları üretmekten başka bir sonuç vermeyecektir.

AKP-MHP faşizminin kendi iktidarını sürdürmek adına başlattığı işgal saldırısı, sömürge siyasetinin sürdürülmesi adına düzen muhalefetinin tamamı tarafından desteklendi. İktidarıyla-muhalefetiyle tüm düzen güçleri Kürt halkına ve onun özgürlük iradesine karşı işgal ve katliam politikalarında bir kez daha birleşti.

AKP-MHP faşizminin katliamcı ve işgalci politikaları, devletin tarihinde sömürgecilik kodlarında mevcuttur. Dün Kürdistan Bölgesel Yönetimi ve KDP iş birliği ile Kürt halkının yaşadığı köyleri ve alanları hedef haline getiren, hastaneleri bombalamaya başlayan TSK’nin bugünkü pozisyonu ortadadır.

Bu işgale karar verenler ile onu destekleyen “helalleşme” nutukları atan CHP önderliğindeki muhalefetin hizmet ettiği tek şey AKP-MHP faşizminin ömrünü uzatmaktır. Kürt halkına karşı yürütülen savaş AKP-MHP faşizminin kurumsallaşması karşısında en örgütlü tutum alan Kürt halk hareketini etkisizleştirmek ve Türkiye işçi-emekçileri tarafından sokakta yükselen sömürüye karşı öfkeyi asker tabutları içerisinde sessizleştirmek, halklar arasında düşmanlık hamasetini körükleyerek iktidarını sürdürmekten başka bir anlam taşımamaktadır.

Diğer bir yandan, Ukrayna-Rusya savaşında “barış elçisi” pozisyonuyla NATO içindeki konumunu pekiştiren ve istenmeyen iktidar olmaktan kurtulmaya çalışan faşist ittifak, buradan aldığı güçle başlattığı saldırının ikinci adımı olarak Rojava’ya yönelik işgal hareketini planlıyor. Şam ile SDG’nin görüşmelerinde arabuluculuk yapan Rusya açıkça Esad yönetiminin istekleri gerçekleşmezse Türkiye’ye bağlı cihatçı grupların saldırılarının önünü açacaklarını söylüyor.

Olası bir seçime giderken elinde savaş ve işgal kozu ile mafya-çete-devlet iş birliğini, İçişleri Bakanı Soylu’nun narkotik yönünü, talancı ve yağmacı yüzünü, erkek egemen politikalarını örtmeye çalışan iktidarı yapmaya çalıştığı seçim hesaplarında boğalım! Erdoğan’dan oy sandığı bekleyen Türkiye halklarına Erdoğan’ın getirdiği sandık tabutlar olacaktır. 

İşgal ve savaştan tek çıkarı olanlar faşist iktidar ve sermaye devletidir. Her gün işçi-emekçiler daha kötü şartlarda çalışmaya zorlanıp sefalet ücretlerine mahkûm edilirken, kadınlar erkekler tarafından şiddete maruz bırakılıyorken, doğanın tamamı ranta açılıyorken, halkın adalet arayışı artıyorken Kürt halkına saldırı ile ayakta kalmalarına izin vermeyelim. Türkiye işçi-emekçilerinin geleceği işgallerle halkı boğmaya çalışanlarla değil sömürgeciliğe karşı mücadele eden Kürt halkı ve onun özgürlük mücadelesi ile ortaktır. Türkiye işçi-emekçilerini sömürü, yoksulluk, savaş sarmalına çeken ve Kürt halkına yok oluş dayatan iktidar ortak düşmanımızdır.

Türkiye işçi ve emekçilerinin iktidarı için mücadele yürüten partimiz, Türkiye işçi sınıfının bu mücadelede en büyük dostu olan Kürt halkına karşı dayatılan savaş ve işgal siyasetine karşı tüm demokrasi ve emek güçlerini açık tutum almaya, sokaklarda güçlerini birleştirmeye ve 1 Mayıs’ı sömürüye ve sömürgeci faşist iktidara karşı özgürlük meydanlarına çevirmeye çağırıyor.

Umut Halkların Birleşik Mücadelesinde! Umut Sosyalizmde!