Saraylara savaş halklara barış

Halkların ‘yeni yaşam’ talebini dillendirdiği 7 Haziran seçimlerinde tek başına iktidar olamayan AKP ve neticesinde başkanlık hayalleri suya gömülen Erdoğan Kürtlere savaş ilan etti. “Milli irade”yi ağzından düşürmeyen; ama sandık sonuçlarını fiilen yok sayan Erdoğan’ın bu tutumunu salt Kürt Özgürlük Hareketi’ne, HDP ve devrimci-demokrat güçlere bir başkanlık inadı veya intikam alma operasyonları olarak okumak tek başına yeterli değildir. Erdoğan sistem içi hemoganya belirleme savaşında iktidar mücadelesi veriyor ve bu savaşında Erdoğan’ın halklar nezdinde sorgulanmasına neden olan HDP’yi hedef noktasına oturtmuş görünüyor.

Kürdistan’da bir buçuk aydır hergün 3-4 sivil katledilmekte, birçok ilçe ve ilde OHAL ilan edilip, Kürt halkından intikam alınmaya çalışılmaktadır. En son da 8 gündür sokağa çıkma yasağı olan Cizre’de keskin nişancılar sokağa çıkanları vuruyor, halkın cenazelerini defnetmesine izin verilmiyor, analar çocuklarının cesetlerini kokmasın diye derin dondurucularda saklıyor. Ağır silahlarla mahalleler bombalanıyor. Bu zulme direnen Cizre halkının yanına gitmeye çalışan bakan ve vekiller önlerine kurulan polis barıkatlarıyla ilçeye alınmıyor. Savaş kurallarını bile ihlal edercesine halkın elektrik ve suyunun kesildiği, fırınların ve eczanelerin açılamaladığı, yaralıların hastanelere alınmadığı haberleri geliyor.

Nasıl Kobane’de IŞİD’in (DAİŞ) katliamlarına karşı çıkıldıysa Cizre’de yapılmaya çalışılan katliamlara Türkiye tarafından ses çıkarılmalıdır. ‘Şiddete ve silaha karşı çıkılmalı’ diyenler Kürdistan’da yapılan zulmü ve katliamları görmezden gelerek HDP’nin toplumsal dinamiklerden bağını kesmeye çanak tutarak, sisteme hizmet etmeye devam ediyor.

Tüm devrimci ve demokrat güçler bu kirli şavasa karşı ortak cephe almalıdır. Erdoğan ve etrafında kenetlenen güçlerin yenilmesinin tek şartı Kürt ve Türk halkının ortak mücadelesinden geçmektedir.

DEVRİMCİ PARTİ MERKEZ YÜRÜTME KURULU

11 EYLÜL 2015

Yorum Kapalı