Saray yıkılmadan savaş bitmez!

(1 No.lu açıklama) Erdoğan, kontrolündeki devlet güçleriyle 7 Haziran seçim sonuçlarını değiştirmek için Kürt halkına karşı savaş ilan etti. Ordu, polis, zırhlı birlikler, özel timler, komando tugayları ve tüm kontra güçleriyle uçaklar, tanklar, toplarla bir aya yakın bir zamandır şehirlerde sokağa çıkma yasağı koyarak yakıyor, yıkıyor sivilleri ve çocukları öldürüyor. Kürt halkı ve devrimci güçleri bu saldırılara karşı savaşı savunma düzeyinde tutmak için dişiyle tırnağıyla sonuna kadar direndi.

Bütün bunlar Türk halkının gözleri önünde yaşanmasına rağmen bu güne kadar etkili bir karşı çıkış görülmedi. Devrimci, demokratik güçler dahil Türkiye halkı Kürdistan’daki katliamlara cılız itirazlar dışında sessiz kaldı. Bundan da cesaret alan Erdoğan ve arkasındaki faşizan kontra güçler, saldırılarını ve cinayetlerini tüm Kürdistan’a yaydılar. Batıdan beklenen ses çıkmayınca sonunda Kürt gerillası Dağlıca’da devreye girdi ve savaşı bir üst evreye sıçrattı.

Dağlıca eylemi devletin ve kontra güçlerin, Kürdistan’da gerilla güçleri karşısındaki çaresizliğinin göstergesidir ve ağır bir darbe olmuştur. Devlet cenazelerini dahi 24 saat sonra alabilmiştir. Kendisine savaş açmış olan gerici ordu güçlerinin cenazelerini yine Kürt halkı alıp teslim etmiştir. Dağlıca aynı zamanda savaşın bundan sonraki boyutlarını göstermektedir. Savaş daha sertleşecek ve şiddetlenecektir. Olay sonrası Erdoğan ve Davutoğlu’nun açıklamaları da tüm güçlerini cepheye sürerek sonuna kadar gitmek için gözlerini kararttıklarını göstermektedir.

Türkiye devrimci ve sosyalist güçleri de içinde olmak üzere tüm demokratik ve savaş karşıtı güçler bu gelişmeleri darbe, diktatörlük, faşizme gidiş olarak değerlendirmesine rağmen maalesef ki diktatörden ve emrindeki hükümetten isteklerde bulunuyor, yasalara uyulmasını talep etmekten öteye geçmiyor. Hem halk kitlelerini yanıltma ve hem de diktatöre ve faşizm özlemlerine cesaret verme gibi algılanacak böylesi tavırlar tehlikelidir. Bu gidişatı durdurmaya yönelik pasif bir protestoculuğu aşan net tavırlar alınmaması halinde, Erdoğan ve savaş cephesi güçlenecek, bu durum Kürt direnişinden önce Türkiye işçi ve emekçilerinin, gençliğin, kadınların bir bütün olarak devrimcilerin yenilmesi ve ezilmesi olacaktır.

Tüm devrimci güçler, savaş karşıtları, özgürlük isteyen ilerici ve demokratlar,  herkesi bu savaşa karşı aktif biçimde tavır almaya çağırıyoruz. Gelinen aşamada bu savaşın sona ermesinin tek yolu Erdoğan’ın ve etrafında kenetlenen kontra güçlerin yenilgiye uğratılması ve kurmakta oldukları diktatörlüğün yıkılmasından geçmektedir.

Halkımıza çağrımızdır. Bu savaş sizden gençlerinizi, çocuklarınızı istiyor. Yetmiyor bir adım sonra daha fazla kan isteyecek. Gidişat maalesef bu yöndedir. Engel olmazsak burada da durmayacak, Türkiye ve Kürdistan bir boydan bir boya Suriye ve Irak’tan beter kan deryasına dönecektir. Dağlıca sonrası sokağa salınan özel AKP kontrasının yönlendirdiği histerik, kışkırtılmış şoven kalabalıkların başta Kürtler olmak üzere tüm muhalefeti hedef alarak azgınca saldırılarda bulunması bunun göstergesidir. Bu durum geri döndürülebilir ama kolay olmayacaktır. Sosyalist, devrimci, ilerici, demokrat tüm güçler bu gidişi durdurmak için acil bir araya gelerek ortak bir cephe kurmak zorundadır. Bu kirli savaşa asıl son verecek Türk ve Kürt halklarının ortak mücadelesidir.

08 Eylül 2015

Devrimci Parti

Merkez Yürütme Kurulu

Yorum Kapalı