HAYIR cephesinde birleşelim

HAYIR cephesinde birleşelim

Ülke AKP –MHP zorlaması ve sarayın dayatmasıyla rejim değişikliği ile sonuçlanacak olan bir referandum sürecine girmiş bulunuyor. Kabul edilmelidir ki mecliste çoğunluğun zorbaca dayatması ile kabul edilen değişiklik paketi basit bir anayasa değişikliğinden öte devlet yapısının ve toplumsal hayatın baştan aşağı yeniden şekillendirileceği bir rejim değişikliği paketidir. Paketin referandumda kabul edilmesi halinde ülke tek adam yönetiminde ağır bir baskı sürecine girecek toplumsal hayat nefes alamaz hale gelecektir.

Devrimci parti yaşanmakta olanın egemenler arası bir kavga olduğunu tespit eder. Referanduma sunulacak paket kabul edilsin ya da edilmesin işçi sınıfının sömürüsüne dayanan kapitalist devlet yapısında herhangi bir değişiklik olmayacak, sömürü düzeni bu referandumla ortadan kalkmayacak, devletin sınıf karakteri değişmeyecektir. Bununla birlikte partimiz sarayın halka dayattığı baskı rejiminin halkalar üzerinde ağır bir baskı kurmak ulusal, inançsal, yaşamsal tüm özgül farklılıkların yok edilerek toplumsal yaşamın Türk- İslam temelinde ırkçı ve Sünni bir temelde tek tipleştirileceğini kadınların var olan tüm kazanımlarının yok etmeyi hedeflediği gerçeğini de teslim eder. Halkın 12 Eylül askeri diktatörlüğü tarafından yapılan anayasaya karşı adil demokratik özgürlükçü bir anayasaya ihtiyacı olduğu gerçektir; ancak sarayın yapmak istediği değişiklik var olan baskıcı düzenlemeyi halkın yararına demokrasi emek ve özgürlükten yana geliştirmek değildir. Saray var olan anayasa ve baskıcı, sömürgeci devlet yapısını daha da baskıcı hale getirecek bir düzenleme peşindedir. Saray yasama yargı ve yürütmenin tek kişide cisimleştiği bir devlet, İslami temelde örgütlenmiş bir toplumsal hayat istemektedir.

Devrimci parti sarayın baskıcı anayasa değişikliği referandumuna özgür eşit bir yaşamı savunma temelinde HAYIR diyecektir.

Bu referandum meşru değildir

Ülke halkları bütün geleceklerini karartacak bir değişiklik paketini olağanüstü hal koşulları altında oylayacaktır. Anayasa değişikliği AKP’nin verili yasaları bile çiğneyerek mecliste zorbalıkla ve açık oy kullanarak kabul ettirmiştir. Referandum sürecinin OHAL altında yürütülmesi evetin dayatılması halkın tehdit altına alınması demektir. Saray halkı referandumdan istediği sonucun alınmaması halinde kaosla tehdit etmekte daha en baştan özgür bir kampanya ortamını yok etmektedir. HDP eş başkanları ve vekilleri, gazeteciler, yazarlar ve akademisyenler tutuklanmış dışarıda kalanlar tutuklanma tehdidi altına alınmıştır. Oldubitti ve meşru olmayan yöntemlerle meclisten geçirilen OHAL koşullarında polis ve yargı baskısıyla halkın yarısının tüm yaşam koşullarını yok etmek pahasına kalan yarısına dayanılarak polis ve mahkeme baskısıyla dayatılan bu referandum daha baştan gayrı meşrudur. Sandığa giden herkes daha baştan adil ve objektif bir seçim olmayacağı kaygısını taşımaktadır.

Partimiz bu sürecin örgütlenmesinin umudun büyütülmesi anlamına geleceğini, hayır oylarının sandıktan galip çıkmasının ülkeyi ve bölgeyi bir cehenneme çeviren Saray-AKP çetesine vurulmuş ağır bir darbe olacağını belirterek, toplumsal muhalefetin büyük çoğunluğunun desteklemediği bir boykot girişiminin anlamsız ve siyaseten değersiz olduğunu tespit ederek ülke halklarını ve bütün toplumsal muhalefeti HAYIR cephesinde birleşmeye çağırır. Aynı şekilde HAYIR kampanyasının egemenler arasındaki iktidar kavgasına sıkıştırılmadan emek barış ve özgürlüklerden yana bir anayasa talebiyle birlikte yürütülmesi gerektiğini vurgulayan partimiz referandumun bir sonuç olmaktan çok ister halk kazansın isterse saray emek demokrasi ve barış güçleri açısından yeni bir mücadele sürecinin başlangıcı olduğu gerçeğinin unutulmaması gerektiğini hatırlatır.

 

Nisandan sonra yeni bir süreç başlayacak

Saray yaklaşmakta olan ağır kriz koşullarıyla ve Ortadoğu’da girdiği kanlı maceranın faturasıyla yüzleşmeden hızla sandığa gitmek ve halka karşı yaptığı hile ile halkın kazanımlarına son vermek istiyor. Parlamento eliyle parlamentonun varlığını ve anlamını sona erdiren saray Nisan ayında kuracağı sandıkla halkın oyuyla halk oyunun tüm anlamını ve geçerliliğini bizzat halka yok ettirmek istiyor. Nisan ayında kurulacak sandık hem ülke halkları açısından hem de saray açısından yeni bir sürecin başlayacağını gösteriyor. Sarayın halka karşı galip gelmesi halinde bizzat saray kendi eliyle kendisinin verili yasal yollarla devrilme ve değiştirilme imkânlarını ortadan kaldıracak bir halk ayaklanması dışında halklara başka hiçbir çıkış bırakmayacaktır. Bunu bilinciyle olası bir ayaklanmayı engellemek halkların direnme ve örgütlenme umudunu yok edebilmek için tüm halk güçlerini ve devrimci hareketleri baskı altına almaya verili tüm kazanımları yok etmeye örgütleri dağıtmaya çalışacaktır. Hem devlet hem de toplum yukarıdan aşağıya yeniden örgütlenmeye zorlanacak sokak İslamileşirken dinin devlet içerisindeki etkinliği arttırılacaktır. Kabul etmek gerekir ki saray sandıktan sonra kendisinin yöneteceği ağır bir baskı süreci başlatacak ve bu baskı salt siyasal bir temelde olmayıp sosyal alanı da kapsayarak genişleyecektir. İşçiler, sosyalist hareketler, toplumsal örgütlenmeler ve elbette ki kadınlar bu baskıdan fazlasıyla payını alacak olağan çalışma ve mücadele yöntemleri oldukça zorlaşacaktır. Sandıktan sarayın çoğunluk çıkması durumunda herkes yeni süreci yeniden tarif etmek ve mücadele yöntemlerini belirlemek durumunda kalacaktır.

Aynı şekilde sandık aynı zamanda saray için Rus ruleti görünümündedir. Kaybetmesi durumunda saray tökezleyecek yanındaki ittifaklar yerinden oynayacak halkın kendi gücüne dayanarak sarayı ve onun temsil ettiği sömürü düzenini alaşağı etme umudu büyüyecektir. Yine kabul edilmelidir ki sandık saray için bir son olmayacak sadece sonun başlangıcı olacaktır. Bu durumda belirleyici olacak olan sandıktan galip çıkan halkların bu sandık galibiyetini bir sokak galibiyetine çevirmek isteyip istemeyeceğidir. 7 Haziran seçimleri siyasetin saraya bırakılmasının ne kadar ağır sonuçlar ürettiğini göstermiştir. Bu nedenle referandum aslında bir bütün toplumsal muhalefet ve sosyalist hareketler açısından her koşulda daha yoğun ve ağır bir mücadele sürecinin başlamasına olanak sağlayacaktır.

Bugün HAYIR cephesini en güçlü şekilde örmek ve HAYIR potansiyelini yükseltmek nisandan sonra başlayarak sokak mücadelesine güçlü hazırlanmak anlamına gelmektedir. Devrimci parti, sosyalizm umudunu büyütmek halkın direnme azmini örgütlemek ve bu kör gidişi durdurmak için herkesin kendi HAYIR’ını değil halkların hayrına halkların HAYIR’ını örgütlemeye tüm muhalefeti hayır cephesinde birleşmeye çağırmaktadır.

 

Yorum Kapalı