Devrimci Parti MYK Sonuç Metni 19.04.2017

Referandum öncesini kapsayan HAYIR kampanyası, 16 Nisan’da gerçekleşen referandum sonuçları ve sonrasında gelişen toplumsal muhalefet dinamikleri; HAYIR bloğunun bir bileşeni olan partimiz açısından önemli görev ve sorumlulukların ortaya çıkacağı bir dönemi işaret etmektedir. Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki, diğer tüm seçimlerde olduğu gibi devlet aygıtının tüm olanaklarını kullanmasına rağmen, referandum sonuçları 15 yıllık iktidarı göz önüne alındığında AKP açısından sona yaklaşıldığının göstergesidir. Dayanmış olduğu toplumsal tabanın altından hızla kaydığı bir iktidarı, hileyle kazanılmış %51’lik bir oran yarına taşımayacaktır. Başka bir ifadeyle, 16 Nisan akşamı oluşan tablo ve sonucundaki EVET bloğunun uğramış olduğu hezimet, AKP iktidarı açısından yönetememe krizini açığa çıkarmıştır. Bütün seçim hileleri ve devlet aygıtının baskılarına rağmen AGİT’in belirlediği 2,5 milyon (mühürsüz, ölülerin kullandığı oylar vb.) şaibeli evet oyu yok sayıldığında referandum sonucunda HAYIR kazanmıştır. AKP ve Erdoğan, siyasal hayatı içinde ilk defa Türkiye metropollerinde bu denli bir yenilgiye uğramıştır. Türkiye’nin belirleyici merkezleri olan İstanbul – Ankara – İzmir – Adana – Mersin – Antalya – Diyarbakır’da HAYIR cephesi kazanmıştır. 15 Temmuz darbe girişimi ertesi başlatılan OHAL dönemi adeta Referandumda Hayır cephesine yönelik siyasal soykırım operasyonlarına dönüşmüştür. Devrimci, sol, demokrat güçlere yönelik tutuklama furyasında, partimizde iktidarca hedef haline getirilmiş, birçok ilde binalarımız basılmış, üyelerimiz ve yöneticilerimiz toplu göz altılara ve tutuklamalara maruz kalmıştır. Bu süreç adeta 90’ların saldırı konseptini de aşan bir biçimde üyelerimize yönelik kaçırma, alıkoyma, psikolojik savaş hileleri ile sosyal medya ve benzeri araçlarla karalama ve itibarsızlaştırma faaliyetleri sürdürülmüştür. Buna rağmen işçi sınıfının yoğunlaştığı batı kentlerinde ve cihatçı unsurların yerleştirildiği güney illerinde halk Hayır iradesini güçlü olarak açığa çıkarmıştır. Diğer yanda; Kürt illerinin aylarca bombalandığı, iki bine yakın insanın katledildiği, 400 bine yakın insanın operasyonlar sonucu göçe zorlandığı, HDP eş genel başkanlarının-milletvekillerinin-belediye başkanlarının ve binlerce HDP kadrosunun tutuklandığı ve sandıkların başına özel harekât polislerinin dikildiği bir ortamda Kürdistan’dan çıkan güçlü HAYIR iradesi, Kürt Özgürlük Hareketi’nin ana temelinin sarsılmadığını göstermektedir. Referandum süreci boyunca, AKP ve Erdoğan eliyle milliyetçi-muhafazakâr tabana yönelik sistemli bir şekilde yürütülen manipülasyonun sonuç vermediği referandum sonuçlarıyla sabittir. Evet bloğunda yaşanan %10-15’lik oy kaybı, devlet eliyle yürütülen manipülasyonun boşa düştüğünü ve milliyetçi-muhafazakar tabanın da Erdoğan’ı sorgulamaya başladığını açık bir şekilde ortaya koymaktadır. Özetle söylemek gerekirse, Türkiye ve Kürdistan’ın tüm belirleyici merkezlerinde HAYIR kazanmıştır.

İktidarın seçim kampanyasının bir bileşeni gibi çalışan Yüksek Seçim Kurulu (YSK), 16 Nisan akşamı referandumun kaybedildiğini görünce mühürsüz ve sahte oy pusulaları ile sonucu değiştirmiştir. Oluşan tablo, devletin açıkladığı resmi referandum sonuçlarının kitleler nezdinde meşruiyetinin kalmadığını açıkça ortaya koymakta olup, kitleler nezdinde meşruiyeti kalmayan Erdoğan’ın, “İSTİFASINDA” cisimleşen bir kitle hareketinin örgütlenmesi, toplumsal muhalefetin sıçraması açısından önemli bir noktada durmaktadır.

Referandum sonucunda irdelenmesi gereken bir diğer sonuç ise, Gezi İsyanı ile kazanılan ve 7 Haziran sonrası kendi hatalarımız sonucunda kaybettiğimiz kitle motivasyonunun referandum sonrası tekrar açığa çıkmasıdır. Referandum sonrası Türkiye’nin birçok merkezinde eş zamanlı olarak gelişen kitle hareketleri, kitleler nezdinde yenilgi psikolojisinin aşıldığını, kitlelerin tekrardan sokağa yöneldiğini ve kendi içinde çeşitlilik arz eden kitle kalkışmasının ilerleyen dönemde daha güçlü bir moral motivasyon seviyesine yükseleceğini ortaya koymaktadır.

Referandum sonucunda; işçi sınıfı – ezilenlerin ve kent yoksullarının yaşadığı alanlarda ciddi bir hayır iradesinin varlığı ortaya çıkmıştır. Hayır da ifadesini bulan bu alan ciddi bir direniş zemini anlamına gelmektedir. Önümüzdeki süreçte, işçi sınıfı ve ezilenlerin yaşam alanları etkin mücadele alanları olacaktır. Bu itibarla, işçi sınıfı ve ezilenlerin yoğun olduğu alanlarda, konseyler – meclisler – komiteler eliyle kitle mücadelesi geliştirilmelidir.

Referandum sonucunda gelişen ve kendi içinde çeşitlilik arz eden kitle hareketleri, Gezi sürecinde olduğu gibi, toplumun birçok kesimiyle buluşma imkânımızı ortaya çıkarmıştır. Hayır Kampanyası sürecinde yaratılan siyasi esneklik ve yaratıcılık, Gezi sürecine benzer bir sürecin yaşanacağına işaret etmekte olup, bu durum referandum sonucu oluşan kitle hareketleri içinde etkin bir rol oynamamızı zorunlu kılmaktadır. Bu noktada, partimizin önümüzdeki dönemde yoğunlaşması gereken nokta, hayırda ifadesini bulan mücadele enerjisini daha yoğun bir kitle hareketine evriltme olacaktır. Partinin kuruluş aşamasında yapmış olduğumuz siyasal analizler bugün hayatta karşılığını bulmaktadır. Ancak yapmış olduğumuz siyasal analizler gereği tırmanan Faşizm karşısında yeterince direniş odakları kuramadığımız aşikardır. Sözümüze uygun bir örgütlülük düzeyi yaratmak ve Sosyalizmin kitleler nezdinde yeniden kurtuluş umudu haline getirmek ivedi görevimizdir.
Referandum sonucu oluşan kitle hareketliliğine karşı, AKP ve Erdoğan’ın burjuva rasyonalizmi içinde hareket etmeyeceği açıktır. Eylemler geliştikçe ve kitleselleştikçe halklara ve toplumsal muhalefete yönelik saldırıların artacağı aşikârdır. Ayrıca, AKP iktidarı kaybetmiş olduğu milliyetçi muhafazakâr oyları kazanmak ve faşizan yönelimi arttırmak ve tetiklemek için önümüzdeki süreçte sınır ötesi operasyonları gündeme getirebilir. Tam da bu noktada 7 Haziran’dan sonraki hatalarımızdan dersler çıkararak, kitlelerin geri çekilmesine izin verilmemeli ve toplumsal muhalefet alanlarındaki mücadele daha da yükseltilmelidir.

2017 1 Mayıs’ı güncel politik hedefler konusunda son derece önemli bir muhteva taşımaktadır. Ayrıca tarihsel olarak 77 1 Mayıs’ının 40. Yılıdır. Bu nedenlerle Partimiz bu yılki 1 Mayıs’ı işçi sınıfının genç neferi enternasyonalist Sosyalist Muzaffer Kandemir de cisimleştirerek onun şahsına ve davasına atfettiğini ilan eder.

Zafere Kadar Hep Birlikte

Yorum Kapalı