AKP’nin OHAL Gözaltılarına Diz Çökmeyeceğiz

AKP hükümeti ve Tayyip Erdoğan’ın başarısız darbeye karşı kendilerini demokrasi savunucusu olarak sunmalarının boş bir hayalden ibaret olduğu açığa çıktı. İlan edilen olağanüstü halin sadece darbecileri açığa çıkarmak ve bağlantılarını yok etmek amacını gütmediği, onlarla uzaktan yakından ilişkili herkesi hedef aldığı ve esas olarak AKP politikaları karşısındaki toplumsal muhalefeti hedeflediği her gün biraz daha belirginleşerek ortaya çıkıyor. Hükümet ısrarla HDP’yi görmezden gelerek İmralı tecritini sürdürerek Kürt halkını yok saymaya, HDP’ye destek veren tüm muhalefeti görmezden gelmeye devam ediyor. OHAL bahanesiyle bir yandan hızlı özelleştirmelerin kapısı açılırken, öte yandan işçi sınıfının tarihsel kazanımları bir bir ortadan kaldırılıyor. Direnişler yasaklanıyor. Sendikalar baskı altına alınıyor.

Son zamanlarda HDP ve sosyalist hareketleri hedef alan bir dizi saldırı hükümetin OHAL’ i hangi amaçlarla çıkardığı ve nereye yönelteceğini gözler önüne serdi. Seçilmiş belediye başkanları tutuklanırken, torba yasalarla belediyelere kayyum atanması gündeme getirildi. Aynı zamanda HDP İstanbul İl Binası polis tarafından basıldı. Gazetecilerin tutuklanmasıyla başlayan süreçte Özgür Gündem gazetesinin basımının mahkeme kararıyla durdurulmasına karar verildi, binası polis tarafından basıldı. Şimdi de HDP bileşeni olan ve darbe karşısındaki duruşu dost düşman herkesin malumu olan Devrimci Parti baskı altına alınmaya çalışılıyor. En baştan belirtmek gerekir ki, bu saldırı politikaları ne gerçeklerin dile getirilmesini, ne de sarayın baskı politikalarına karşı direnişin büyümesini engellemeyecektir.

Başarısız darbe girişimini fırsata çevirmek ve başkanlık sistemine geçişin önündeki tüm engelleri kaldırmak isteyen AKP hükümeti olağanüstü hal ilan ederek topyekün bir saldırı başlatmış görünüyor. Darbe girişimi sonrası yansıyan işkence görüntüleri ve olağanüstü hal ilanı saldırıların cemaat üyeleriyle sınırlı kalmayacağını, tüm muhalefeti hedef alacağını gösteriyordu. Nitekim binlerce insanın gözaltına alındığı, işinden atıldığı tasfiye operasyonları ile bir cadı avı başlatılmış, haklı haksız binlerce insan mağdur edilmiştir. AKP dün ne istedilerse verdiği ortağını bugün düşman ilan ederken, cemaatle birlikte işlediği bütün suçları onun üzerine yıkıp kendisini aklamaya ve darbe karşısında demokrasi kahramanı ilan etmeye çalışıyor.

Demokrasi adı altında Kürt halkı yok edilmeye, aleviler teslim olmaya, işçiler işsizlik ve ölüme boyun eğmeye, kadınlar cinsel saldırılar ve cinayetleri sessizce kabul etmeye zorlanıyor. AKP’nin demokrasi naraları Kürt halkına katliam, alevilere zulüm işçilere ve kadınlara ölüm anlamını geliyor, devrimcilere işkence, gözaltı ve tutuklama operasyonlarına dönüşüyor.

AKP hükümeti bir yandan Kürt halkına karşı savaş politikalarını derinleştirip, HDP’ li yöneticileri gözaltına alıp, parti binalarını ve gazete merkezlerini basarak, savaş siyasetinde ısrarlı olduğunu deklare ederken, öte yandan Suriye topraklarında selefi çetelerde girdiği işbirliğini sürdürmekten geri durmuyor. Suriye topraklarında yaralanan selefi çetelerin Türkiye topraklarında tedavi edilmesini sağlayan, onlara sınırda gıda, lojistik ve militan giriş-çıkışında her çeşit kolaylığı gösteren AKP hükümeti , IŞİD’ e karşı savaşırken hayatını kaybeden Türkiyeli devrimcilerin cenazelerinin ailelerine verilmesine ve  doğdukları topraklarda defnedilmesini engel olmaya devam ediyor.  12 Ağustos günü IŞİD çetelerinden kurtarıldığı açıklanan Menbiç’ in özgürleştirilmesi hamlesinde yer alan ve bu hamlede hayatını kaybeden BÖG savaşçısı Eylem Ataş’ın cenazesinin ailesine verilmesini ve doğduğu topraklarda defnedilmesini istiyoruz.

AKP hükümeti OHAL’ i bir yandan cemaat torbası altında kamuda 70.000’den fazla insanı işinden atıp, binlerce kişiyi tutuklamak için kullanırken, diğer yandan TEDİ işçilerinin ve maden işçilerinin direnişini yasaklayıp, işçilerin kazanılmış haklarını yok etmek için devreye koyuyor. OHAL uygulamaları sadece sokakların baskı altına alınmasında değil, cezaevlerindeki siyasi tutsakların haklarının gasp edilmesinde de devreye koyuluyor.  Cezaevlerindeki baskılar ve tutsakları hedef alan saldırılar artarak sürüyor.  Artan saldırı ve hak gaspları 12 Eylül cezaevlerini aratmayacak uygulamaların yaşanmasına sebep oluyor. Hasta tutsaklar tedavi edilmiyor, tutsakların en insani hakkı olan avukatları ile görüşmelerine, yakınlarıyla temas kurmalarına,  kitap ve gazete haklarına kısıtlamalar getiriliyor. Toplum baştan sona bir cendere altına alınmaya çalışılıyor.

15 Temmuz başarısız darbesinden bugüne kadar geçen süreç göstermiştir ki, başlayan tasfiye, gözaltı ve tutuklama operasyonları, işkence ve linç uygulamaları ve OHAL politikaları esas olarak Erdoğan politikalarının önünde engel olarak görülen toplumsal muhalefeti hedef alacaktır. Bu bağlamda devletin baskı politikalarıyla yüz yüze gelenler bu politikalara karşı en önde direnenler olmuştur. Ankara’da önleyici gözaltı adı altında ESP, HDK, Partizan ve Devrimci Parti üyeleri gözaltına alınmış, Özgür Gündem Gazetesi kapatılmış, HDP İstanbul İl Binası ve Devrimci Parti Mersin İl Örgütü polis tarafından basılmış, onlarca devrimci gözaltına alınmıştır.

Dün akşam saatlerinde partimiz MYK ve PM üyeleri , Mersin il başkanı  ve Mersin il örgütü üyeleri polis tarafından hiçbir sebep gösterilmeden gözaltına alınmıştır. Üyelerimize yönelik polis saldırısı partimizin saray politikalarına karşı tavizsiz yürüttüğü mücadeleye devletin tepkisi olarak gündeme gelmiştir. Hukuku olağanüstü hale çevirenler kendilerine karşı dikilen, diz çökmeyen demokratik muhalefeti de OHAL yöntemleriyle bastırmaya çalışmaktadır. Nitekim üyelerimizle gözaltında görüşmeye giden avukatlarımız OHAL  bahane edilerek 5 günlük avukat görüş yasağına uğratılmış ve müvekkilleriyle görüşmeleri engellenmiştir. Bilindiği üzere hükümet olağanüstü hali darbe girişimi sebebiyle çıkarmıştır. Var olan şekliyle temel insan hakları belgeleri ve verili anayasayı askıya alan OHAL uygulaması bugün darbe girişimiyle hiçbir ilişkisi olmayan, hatta tarihsel konumlanışları itibariyle her zaman askeri darbelerin karşısında duran sosyalistleri ve Kürt Özgürlük Hareketi’ni hedef almaya başlamıştır. Hiçbir uluslararası insan hakları belgesine, anayasaya ve kanunlara uygun olmayan OHAL uygulamasına derhal son verilmeli, gözaltındaki üyelerimiz serbest bırakılmalıdır.

Devrimci Parti Mersin İl Örgütü’ne yönelik saldırıların, Özgür Gündem’ in kapatılmasının ve devrimcileri hedef alan polis operasyonlarını tüm toplumsal muhalefeti hedef aldığını ve durmayacağının görülmesi gerektiğini kamuoyuna açıklar. Bu operasyonlara karşı demokrasi güçlerinin birleşik mücadeleyle karşı koyması gerektiğini tespit ederek, sarayın baskısına diz çökülmeyeceği, OHAL politikalarının yükselen muhalefeti engelleyemeyeceği, AKP’nin ülkeyi cehenneme çevirme pahasına izlediği siyasetin halk güçlerinin direnişiyle durdurulacağı bilinmelidir. Tarih halka karşı zulüm uygulayanların bizzat halklar tarafından yerle bir edildiğinin örnekleri ile doludur. Ülkeyi cehenneme çevirmeye çalışanlar politikalarını örnek aldıkları Mussolini ve Hitler’in kaderlerini bir kere daha okumalıdırlar. Tüm kamuoyuna yüksek sesle bir kere daha ilan ediyoruz; Saray kaybedecek halklar kazanacaktır!

Devrimci Parti MYK

16.08.2016

Yorum Kapalı